5 Maddede Hamilelere Tavsiyeler

İşte kendi tecrübelerimden derlediğim 5 Maddede Hamilelere Tavsiyelerim!

Hamile biri yediklerine, fiziksel aktivitesine, kişisel bakımına, mental dinginliğine ve tabiki uyku düzenine dikkat eder ise gebelik, bilinçli ve huzurlu bir süreç olacaktır.  “Peki bunun için neler yapabiliriz?” diyenleri duyar gibiyim. Başlangıçta size yol haritası olması için aşağıdaki başlıkları adım adım okuyabilirsiniz.  

1.Sağlıklı Beslenme

Hamilelik süresince sağlıklı bir diyet uygulamak çok önemlidir. Bu süreçte vücudunuz ek vitamin, ek besin ve minerale ihtiyacı olacaktır. Beslenme yetersizliğinde bebek gelişimi olumsuz etkilenebilir. Doktorunuzun hamileliğin belirli dönemlerinde önerdiği vitamin D, Omega-3 vb. takviye ürünleri kullanmak güvenli hamilelik için gerekmektedir. Aslında hamileyken sağlıklı beslenme alışkanlığımızı tüm yaşam surecinde devam ettirmemiz sağlıklı bir yaşam için olmazsa olmaz olacağına inanıyorum.  “Hamileyken  tüketilmesi faydalı 15 besin” başlıklı yazımda sağlıklı ve faydalı gıdaları madde madde anlattım. Bu yazımı da okumanızı tavsiye ederim.

“Neler tüketilmemesi gerekir?” derseniz. Derim ki  hazır işlenmiş gıdalardan kesinlikle uzak durmalısınız. Özellikle kimyasal katkı maddesi ve koruyucu madde içeren gıdalar tüketilmemelidir. Her zaman doğal ve organik gıdalar tercih edilmelidir. Dipnot olarak söylemek isterim gıda paketlerinde doğal yazması o gıdanın doğal olduğunu göstermez. Bunu sebeple alışveriş yaparken paketin üzerinde yazılı içindekiler bölümünü okumalısınız. Bu size fikir verecektir. 

2.Egzersiz

İyi bir egzersiz programı hamilelik için avantaj sağlayacaktır. Egzersiz, vücudu sıkılaştırarak ve güçlendirerek bebeğin taşınmasını ve doğuma hazırlanmayı kolaylaştırır. Bununla birlikte fazla kilo alımına engel olur.

Gebelik süresince ağır jimnastik egzersizlerinden kaçınmak gerekir. Hamileliğin ilk ve son haftalarında eklem bağları aşırı gerileceğinden egzersizlerde dikkatli olmanızı öneririm. Bunun için bir profesyonel gözetiminde hamile pilatesi, yoga, yüzme  ve yürüyüşü önerebilirim. Benim doktorum kolay bir doğum için yürüyüşü hamileliğin son haftalarında  özellikle önermişti.

3.Vücut/Saç Bakımı

Hamilelik ilerledikçe hormonlara, genetik yatkınlığa bağlı olarak karında çatlakların oluşması olasıdır. Yavaş ve ölçülü bir şekilde kilo alırsanız çatlakları tamamen önleyemeseniz bile azaltabilirsiniz. C vitaminli besinler tüketerek cilde esneklik kazandırabilirsiniz.. Kakao yağı içeren kremlerin kullanılması da çatlakların oluşmamasına yardımcı olacaktır.

Hamilelik süresince sırtın dik pozisyonda olmasına da dikkat edilmelidir. Bir boy aynasına bakarak duruşunuzu kontrol edebilirsiniz. Böylece sırt ağrısının oluşmasını önleyebilir ve karın kaslarını güçlendirebilirsiniz.  

Saçlarınızı boyatıyor iseniz hamileyken bir süre saçlarınızı boyatmaya ara vermelisiniz. Sonuçta saç boyaları kimyasal içeriyor. 7. aydan sonra organik sertifikası olan saç boyası ile saçlar boyanabilir. Yine de hamilelikte saçları hiç boyamamanın daha güvenilir olacağına inanıyorum.   

4.Gevşeme

Hamileliğin 20.haftasından sonra nefes egzersizleri ile gevşeme çalışmalarına başlayabilirsiniz. Derin ve ritmik nefes alma kasların gerilimi rahatlatır, kalp atış hızını dengeler, stresi azaltır ve uykuya daha kolay dalmanızı sağlar.

Hamileliğin ilerleyen haftalarında oluşan mide yanmaları, gaz ve kabızlık gibi rahatsızlıklarda nefes egzersizleri ile azalır. Nefes egzersizleri ile anneye ve bebeğe çok fazla oksijen sağlanır. Bunun için nefes çalışması öncesinde odanın havalandırılmış olması kesinlikle faydalı olacaktır.  Gevşeme çalışmalarında dinlendirici meditasyon müziğinin arka fonda hafiften çalması da destekleyici olacaktır.

5.Uyku

Hamileliğin başlangıcında hormonlardaki değişiklikten dolayı çok erken saatlerde uykunuz gelebilir. Vakit kaybetmeden dinlenmek gerekir.

Hamileliğin ilerleyen aşamalarında ise uyku saatlerinizi belirlemelisiniz. Benim tavsiyem 8 saatlik uyku yeterli olacaktır. Çok geç saatlerde uyumamanızı tavsiye ederim.  Hamileyken gece uyanmaları, tuvalet ihtiyacı, sıcak havalarda ter basmaları derken uyku çok fazla bölünür. Aslında bu sürecin doğumdan sonra uykusuz gecelere hazırlık olduğuna inanıyorum. Aksi durumda birden bire uykusuz gecelere adapte olamazdık, değil mi? Son olarak özellikle çalışan bir bayan iseniz sabah erken saatlerde uyanacağınızdan dolayı  uyku saatinizin de erken olmasını öneririm.




Hamileyken Tüketilmesi Faydalı 15 Besin

Hamileyken tüketilmesi faydalı 15 besin listesi işte burada!Hamileyken sağlıklı bir diyet uygulamak çok faydalıdır. Hamilelik boyunca vücudunuz ek besinlere, vitaminlere ve mineralllere ihtiyaç duyar.

İkinci ve üçüncü trimestre dönemlerinde 350-500 ekstra kaloriye ihtiyaç duyabilirsiniz.

Değerli besinlerin tüketilmemesi durumunda bebeğin gelişimi  olumsuz etkilenebilir. Kötü yemek alışkanlıkları ve fazla kilo alımı, hamile diyabeti veya doğum  komplikasyonları riskini arttırabilir.

Basit, sağlıklı ve besin değeri yüksek gıdalar sizin ve bebeğinizin sağlığına yardımcı olur. Aynı zamanda bilinçli gıda tüketimi  doğumdan sonra kilo verilmesini de kolaylaştırır.  

Şimdi, hamileler için seçtiğim besin değeri yüksek 15 gıdaya bakalım.

1.Süt Ürünleri

Hamilelik süresince, fetüs gelişimi için ekstra protein ve kalsiyuma ihtiyacınız olur.

Süt ürünleri yüksek kaliteli iki tip protein içerir : Kazein ve peynir altı suyu. Süt ürünleri en iyi kalsiyum kaynağıdır ve yüksek oranda fosfor,  B vitaminleri, magnezyum ve çinko içerir.

Yoğurt özellikler hamile bayanlar için çok faydalıdır. Diğer süt ürünlerinden daha fazla kalsiyum içerir. Bazı tip yoğurtlar sindirim sistemine destek olan prebiyotik bakteriler içerir. Laktoz hassasiyeti olan kişiler laktozsuz yoğurt  tüketebilir.

Hamilelik süresince prebiyotik takviyeler almak alerji, vajinal enfeksiyon, hipertansiyon, gebelik şekeri gibi komplikasyonlara karşı, hamileleri koruyucu olabilir.

2.Baklagiller

Baklagiller, mercimek, bezelye, fasulye, nohut ve soya fasulyesi gıda grubunu kapsamaktadır.

Baklagiller, harika bir lif, protein, demir, folik asit (B9) ve kalsiyum  kaynağıdır. Tüm bunlar hamilelik süresince ihtiyacınız olacak besin kaynaklarıdır.

Folik asit, B vitaminlerinden biridir (B9). Anne ve fetüsün sağlığı için özellikle birinci trimestrede çok önemlidir. Fakat birçok hamile bayan yeteri kadar folik asit tüketmemektedir. Folik asit eksikliği, nöral tüp defektleri ve düşük kilolu doğumların oluşma riskini arttırabilir. Aynı zamanda doğumdan sonra çocuğun ilerleyen yaşlarında enfeksiyonlara karşı korumasız ve hastalıklara açık   olmasına sebep olabilir.

Baklagiller yüksek miktarda folik asit içerir. Bir tabak mercimek, fasülye, veya börülce  %65-%90 RDA içermektedir.

3.Tatlı Patates

Tatlı patates, beta-karoten içeriği oldukça zengindir. Beta-karoten vücuda alındıktan sonra Vitamin A’ya dönüşür. Vitamin A bir çok hücrenin ve dokunun gelişimi ve farklılaşması için önemli bir vitamindir. Sağlıklı fetüs gelişimi için çok önemlidir.

Hamile bayanların Vitamin A alımını %10-%40 oranında arttırması tavsiye edilmektedir. Bu yüzden beta-karoten hamile bayanlar için çok önemli Vitamin A kaynağıdır. 100-150 gram pişirilmiş tatlı patates günlük alınması gereken Vitamin A  miktarı karşılamaktadır. Buna ek olarak tatlı patates, tokluk hissini arttır, kandaki şeker miktarını azaltır ve sindirim sağlığına yardımcı olur.

4.Somon Balığı

Somon Balığı, özellikle omega-3 yağ asitleri olarak çok zengindir. Birçok kişi özellikle hamile bayanlar, gıda tüketimlerinde yeteri kadar omega-3 almamaktadır. Özellikle uzun zincir omega-3 yağ asitleri DHA ve EPA hamilelik süresince çok gereklidir.

Omega-3 yağ asitleri, deniz ürünlerinde yüksek miktarda bulunur. Fetüsün beyin ve göz gelişimine yardımcı olur.

Haftada 2-3 kez yağlı balık tüketimi omega-3 alımı için yeterli gelir. Kandaki EPA ve DHA seviyesini arttırır.

Somon balığı aynı zamanda besinlerden alınabilecek Vitamin D’nin nadir kaynaklarından biridir. Kemik gelişimi ve bağışıklık sistemi için çok önemli kaynaklardan biridir.

5.Yumurta

Yumurta, bir kişinin ihtiyacı olan hemen hemen tüm besin değerlerini içeren sağlıklı temel gıdalardandır.

Büyük bir yumurta, 77 kaloridir ve  kaliteli protein ve yağ içerir. Aynı zamanda birçok vitamin ve mineral de içerir.

Yumurtalar, hatırı sayılır kolin kaynağıdır.  Kolin beyin gelişimi ve sağlığı için gerekli birçok işlemde gereklidir. Hamilelikte düşük miktarda kolin nöral tüp defektleri riskini arttırabilir. Sadece bir yumurta 113 mg kolin içerir. Bu miktar, hamile bayanlarda günlük alınması gereken kolin miktarının %25’ini karşılar.

6.Brokoli ve Yeşil Yapraklı Sebzeler

Brokoli,kara lahana ve  ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler hamilelerin ihtiyacı olan birçok besini içerir. Bu sebzeler, lif, vitamin C, vitamin K, vitamin A, kalsiyum, demir, folik asit ve potasyum içerir. Aynı zamanda antioksidan açısından da zengindir. Bağışıklık sistemi ve sindirime faydalı maddeler içerirler. Yüksek lif kaynaklarından dolayı, bu sebzeler, hamilelerde sık sık karşılaşılan kabızlık oluşumuna engel olabilirler.

Yeşil lifli sebzelerin tüketimi, düşük doğum ağırlıklı doğumların engellenmesine yardımcı olur.

7.Yağsız Et

Sığır eti ve tavuk eti, yüksek kaliteli protein kaynağıdır. Buna ek olarak sığır eti hamilelerin ihtiyacı olan demir, kolin ve B vitamini kaynağı olarak zengindir.

Demir, homoglabin kırmızı kan hücrelerinin üretilmesine için gerekli bir mineraldir. Oksijenin vücutta tüm hücrelere taşınması çok önemlidir.

Hamile bayanlar, kan hacmi arttığı için çok daha fazla demir mineraline ihtiyacı vardır. Özellikle üçüncü trimesterde demir minerali çok daha fazla önem kazanır.

Hamileliğin başlangıcında veya ortalarında demir minerali eksikliği kansızlığı sebep olabilir. Kansızlık, prematüre doğum riskini ve düşük ağırlıklı doğum riskini arttırabilir.

Tek başına demir minerali alımı ile demirin emilimi çok zordur. Bu sebeple portakal suyu veya kırmızı biber gibi vitamin C bakımından zengin besinlerle birlikte demirin alınması demir emilimine yardımcı olur.

8.Balık Yağı

Balık yağı, EPA ve DHA omega-3 yağ asitleri olarak zengindir. Bu omega-3 yağ asitleri, beyin ve göz gelişimi için gereklidir.

Balık yağı aynı zamanda özellikle bayanlarda eksik olan vitamin-D açısından zengindir. Hamileliğin 4.ayından sonra doktorunuz omega-3 takviyesi verecektir. D vitaminin azlığı hamilelikte oluşabilecek yüksek tansiyon riskini arttırır. Belirtileri, idrarda protein, ellerde ve ayaklarda şişkinlik ve yüksek kan basıncıdır.

Hamilelikte balık yağı tüketimi, bebeğin ideal kiloda doğması ve bebeğin ilerleyen yaşlarında hastalık risklerinin engellenmesi için faydalı olacaktır.

Günde 1 yemek kaşığı (15 mL) balık yağının tüketimi günlük omega-3, vitamin D ve vitamin A ihtiyacının tamamını karşılar. Günlük alım dozunun aşılması ile vitamin A’nın fazla alınması fetüs için hayati risk taşır. Omega-3’ün fazla alınması ise kanın sulanmasına sebep olabilir.

9.Kırmızı Meyveler (Çilek, kiraz, böğürtlen, vb)

Kırmızı meyveler, bol miktarda su, karbonhidrat, vitamin C, lif ve antioksidan kaynağıdır.

Yüksek miktarda C vitamini içermesi vücudun demir emilimine yardımcı olur. Aynı zamanda vitamin C, cilt sağlığı ve bağışıklık sistemin için önemlidir.

Kırmızı meyveler oldukça düşük glisemik indekse sahiptir. Böylelikle kanda şeker oluşumuna neden olmaz.  Su ve lif içerdikleri için sağlıklı atıştırmalıklardır. Çok fazla besin değeri içermelerine rağmen oldukça düşük kaloriye sahiplerdir.

10.Tam Tahıllar

Tam tahıllı gıda tüketimi, özellikle ikinci ve üçüncü trimesterde  artan kalori ihtiyacını karşılar.

Tam tahıllı gıdalar, lif, vitamin ve bitki bileşenlerini içerirler. Yulaf ve kinoa, hamilelikte önemli olan yüksek miktarda proteini içerirler. Aynı zamanda tam tahıllı gıdalar, hamilelikte eksikliği hissedilen vitamin B, lif ve magnezyum açısından zengindir.

11.Avakado

Avakado, çok fazla miktarda tekli doymamış yağ asitlerini içeren sıra dışı bir meyvedir. Aynı zamanda, lif, vitamin B, vitamin K, potasyum, vitamin E ve vitamin C içerir.

Avakado, sağlıklı yağlar, folik asit ve potasyum içeriği sebebiyle hamile bayanlar için çok iyi bir seçimdir.
Sağlıklı yağlar, cilt, beyin ve fetüs dokusunun oluşumuna yardımcı olur. Folik asit ise nöral tüp defektlerini önlemeye yardımcı olur. Bir detay vermek gerekir ise avakado, muzdan çok daha fazla protein içerir.

12.Elma

Elma, vitamin A, vitamin C, lif ve potasyum kaynağıdır. Fetüsün gelişimine yardımcı olan besinleri içerir. Yapılan bir çalışma, hamileyken elma yemenin, bebeğin ilerleyen yaşlarda astım ve alerji oluşumlarını engelleyebileceğini göstermiştir.

13.Kayısı

Kayısı, vitamin A, vitamin C, vitamin E, kalsiyum, demir, potasyum, beta-karoten ve fosfor kaynağıdır. Tüm bu besinler bebeğin gelişimine ve büyümesine yardımcı olur. Demir kansızlığa engellerken kalsiyum kemiklerin gelişimine yardımcı olur. Oldukça lezzetli bir meyve olan kayısıyı hamile bayanlarda özellikle tavsiye ederim.

14.Kurutulmuş Meyveler

Kurutulmuş meyveler genellikle çok fazla miktarda kalori, lif , çeşitli vitamin ve mineral içerir. Kuru meyveler, su içermemesine rağmen taze meyveler kadar besin değerine sahiptir. Kuru meyveler vitamin, mineral, folik asit, demir ve potasyum açısından günlük alım dozunu yüksek oranda karşılar.

Erik kurusu, lif, potasyum, vitamin K ve sorbitol içeriği olarak zengindir. Erik kurusu doğal rahatlatıcıdır. Aynı zamanda kabızlığı engellemeye yardımcı olur. 

Hurma, lif, potasyum, demir ve bitki bileşenleri olarak zengindir. Üçüncü trimesterde düzenli olarak hurma tüketimi, doğum sırasında rahim yolunun kolay açılmasını yardımcı olur.

Kuru meyveler çok fazla miktarda şeker içerirler. İlave olarak şekerlendirilmiş kuru meyvelerden kaçınılmalıdır.
Kuru meyveler, kalori ve besin alımını arttırmasına rağmen bir kerede bir porsiyondan fazla alınması tavsiye edilmez.

15.Su

Hamilelik süresince kan hacmi 1.5 lt’ye kadar artar. Bu yüzden kanın su miktarı ile birlikte artması önemlidir.

Fetüs genellikle ihtiyacı olan her şeyi alır. Eğer yeteri kadar su içmezseniz kendinizi susuz hissedebilirsiniz.

Susuzluğun belirtileri, baş ağrısı,  kaygı, yorgunluk, üzgün ruh hali ve unutkanlık olabilir.

Su alımını arttırdığınızda kabızlık ve idrar yolu enfeksiyonları azalacaktır.

Günde 2 lt su içilmesi tavsiye edilmektedir. Yaz aylarında 3 lt su alımını tavsiye edilir. Ancak su alımı miktarı kişiden kişiye değişebilir. Su alımı diğer gıdalardan veya içeceklerden de sağlanabilir. Burada dikkat etmeniz gereken susadığınızda ve susuzluğunuz dinene kadar sadece su içmenizdir.




Yenidoğan Bebeğini Ne Kadar Tanıyorsun?

Yenidoğan Bebeğini Ne Kadar Tanıyorsun? diye sorarken aslında her bebek kendine özeldir. Bebeklerin genel özellikleri biliyor musun? yada öğrenmek istiyor musun? diye sorsam hangisine cevap vermek isterdin bilemiyorum. İşte bu sorunun cevabını aşağıdaki testi çözüp öğrenebilirsin. 

Yenidoğan bebekler uykularında gülümser. Çünkü.........

yenidoğan bebek annelerine test-1
Correct! Wrong!

Yenidoğan bebeğim parmağımı sıkıca tutuyor. Çünkü......

yenidoğan annelerine test-2
Correct! Wrong!

Yenidoğan bebeğin midesinin boyutu......kadardır.

Correct! Wrong!

Yenidoğan bebeğin ağlama sesi annenin konuşma dilini taklit eder.

Correct! Wrong!

Bebekler tatlıya düşün olarak doğarlar.

yenidoğan annelerine test-5
Correct! Wrong!

Yenidoğan bebekler çok fazla süt içtiklerinde kusarlar. Çünkü......

Correct! Wrong!

Uyuyan bebeği hiçbir zaman uyandırmayın.

yenidoğan annelerine test-7
Correct! Wrong!

Bebeği sakinleştirmenin en iyi yolu....

yenidoğan annelerine test-8
Correct! Wrong!

Bebeklerle tiz sesle konuşmak....

yenidoğan annelerine test-9
Correct! Wrong!

Yenidoğan Bebeğini Ne Kadar Tanıyorsun?
YENİ ANNE...

yenidoğan annelerine test-10

TECRÜBELİ ANNE...

BİLGİLİ ANNE

Share your Results:




Çocuklarda İştahsızlığın 10 Nedeni ve Çözüm Önerileri

Çocuklarda iştahsızlığın nedenleri ve çözüm önerileri konusunda annelere faydalı olabilecek bir yazı hazırladım. 

Özenle hazırlanan yemekler, süslü servis tabakları ve neticesinde beklenenin aksine yenmeyen yemekler. Herhalde anneleri endişelendiren hatta üzen bir konudur çocuğun iştahsızlığı. Peki nedir çocuklarda iştahsızlığın nedenleri? Zaman zaman bu durumla baş etmeye çalışan  annelerle karşılaşıyorum ve gerçekten can sıkıntılarını hissedebiliyorum. Gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki bir çocuğun yemek yemeği istememesinin bir çok  nedeni var. Üstelik üstesinden gelinemeyecek bir problem olmadığını düşüyorum.

Şimdi çocuklarda iştahsızlığın temelinde yatan nedenlere ve çözüm önerilerine bir bakalım.  

     1. SÖZ SÖYLEME HAKKININ OLMADIĞI HİSSEDER

Araştırmalar, çocuklar yemeğin hazırlanmasına, pişirilmesine ve servis edilmesine yardımcı olduklarında yemek yemeğe çok daha fazla hevesli olduklarını göstermektedir. Kendilerinin yapımına katkıda bulunduğu yemek, hem öz güven gelişimini destekler hem de tıpkı oyun oynar gibi mutluluk kaynağı  olur. Oğlumla zaman zaman birlikte yemek yaparız. Kendi tabağına, hatta diğer aile fertlerinin tabaklarına yemeği koymak ister. Ben elinden tutarım birlikte servis yaparız. Gerçekten mutlu olduğunu gözlerinde görebiliyorum. Böyle saatlerde çok daha sakin oluyor.

Çocuklarınızın da istekleri olduğunu, iyi bir gözlemci olarak takip etmeniz gerekir. Çocuklara bir görevin parçası olduklarını hissettirmeliyiz. Alış-veriş, menü planlama, yemek pişirme, servis etme ve hatta bulaşık yıkama aktivitelerini birlikte yapmanız  çok faydalı olacaktır. Belki bu işleri çok daha uzun zamanda tamamlayacaksınız ama bunun faydası çok daha fazla olacaktır. İnanın bunu yapmaya değer. Buradaki anahtar kelimeye, sabır diyebiliriz.

     2. KENDİNE BASKI YAPILDIĞINI HİSSEDER

Bir çocuk yemek yemesi konusunda baskı hissederse veya yemek saatlerinde ebeveyn olarak sizin gergin olduğunuzu görürse, yemek yemekten vazgeçmesi ve yemeyi istememesi olasıdır. Direk olarak “yemeğini ye!” demeseniz bile çocuklar bu baskıyı hissederler. Yemeğini ne kadar yediğine çok fazla odaklanırsanız, çocuğunuz yemek yemekten vazgeçecektir. Peki siz ne yapıyor olabilirsiniz : Belki tabağını önüne doğru ittiriyorsunuz , belki her hareketini takip ediyorsunuz, belki tabağında yenmemiş yemeği yenisiyle değiştiriyorsunuz, belki kaşıkla kendiniz beslemeye çalışıyorsunuz. Tüm bunların hepsi dolaylı baskı davranışları olabilir. 

Oğlum 9 aylık olduktan sonra kendi kendine yemeği yemesine teşvik ettim. Ben çalışırken oğlumun bakımı yapan annem ve teyzemiz de bu konuda oğlumu teşvik ediyordu. Çocuğun bakımını üstlenen herkes aynı şekilde  desteklemesi gerekir.  Bebeklik dönemlerinden başlayarak çocuklar aslında kendi işlerini yapmaya hevesliler. Annelerin biraz daha çocuklarını özgür bırakması gerektiklerine inanıyorum. Bebeklik dönemlerinde yemeği kendilerinin yemesine izin verdiğinizde ellerini yemeğin içine sokacaklardır. Bu durum anne olarak sizi rahatsız edici olabilir. Çocuğun gelişimi ve iştahlı yemekler için buna değer. 

Yemek yeme zamanında tüm aile fertlerinin toplanıp bir arada yemek yemesi çocuk üzerinde baskı hissettirmeyecektir. Ret ettiği yemekleri denemeye açık olacaktır. 

     3. İSTEKSİZLİK OLABİLİR

Çocuklar bazen bazı yemekleri daha çok severler ve hep onu yemek isterler. Ancak sevdikleri yemekleri hep yapmanız bir süre sonra çocuklarda isteksizlik yapabilir. O çok sevdiği yemekler yenmemeye başlayabilir.

Farklı yemekleri hazırlayıp çocuklarınıza vermeniz hem sağlıklı beslenme hem de isteksizlik oluşmaması için faydalı olacaktır. Beslenme programlarında farklılık yaratıldığında çocuklar yemek yemekten sıkılmayacaktır. Üstesinden gelinebilecek kolay bir durumdur.

     4. BELKİDE AÇ DEĞİLDİR

Bebekler ve çocukların iştahını tahmin edemeyebiliriz  ve en doğru zamanın ne zaman olduğu konusunda kararsız kalabiliriz. 2 yaşından sonra büyüme yavaşlar ve stabil hale gelir. Bunun anlamı  çocuklar bebeklik dönemlerindeki  gibi  açlık hissetmeyecektir.  Çocuklar bazen masadaki tüm yemeklerini bitirirken bazen de çok fazla yemek yemeyebilir. Bunun sebebi çok basit olabilir. Yemeğin  verildiği saatte çocuk aç değildir.

Çocuğunuz size “ben aç değilim” dediğinde bunu kabul edilebilir bir cevap olarak dikkate almalısınız. Ayrıca yemek saatleri dışında mutfakta yemek yenmeyeceğini hatırlatmanız da  faydalı olacaktır. 

      5. DİKKATİ DAĞILMIŞTIR

Yemek yerken çocuk oyalansın diye televizyon seyretmesine, telefonda oyun oynamasına veya masada oyuncaklarla oynamasına izin vermek  çocuğun dikkatini dağılmasına sebep olabilir. Ekran dikkat dağıtıcıları iki şekilde çalışır. Çocuk, yemek yerken telefonda bir video izlediğinde veya oyun  oynadığında,  oynadığı oyuna yada izlediği videoya odaklanır. Yemek yeme konusunda hiçbir dikkati kalmaz. Önlerindeki ekran çocukların kontrolsüzce daha çok veya çok daha az yemesine sebep olabilir. Oyuncaklarla oynamak içinde aynı durum geçerlidir.

Yemek yerken ekran veya oyuncaklara izin vermeyerek sınırlar koyabilirsiniz. Ayrıca masada başka çocuklarda var ise sandalyeleri yan yana olmayacak şekilde konumlanması dikkatin dağılmaması için faydalı olacaktır.

     6.YEMEK PORSİYONU ÇOK FAZLA OLABİLİR

Bazı çocuklara verilen yemek porsiyonları çok fazla olduğunda hemen yemek yemeği  reddedebilirler.

Porsiyon büyüklüğünü azalttığınızda  yemek yemeği tekrar isteyebilirler. Hatta yeni bir tabak yemek vermeyi teklif ettiğinizde kabul bile edebilirler.

     7. HASTA OLABİLİR

Çocuğunuz kendini iyi hissetmiyorsa yemeğini iştahla yemesi beklenemez. Bu durum hastalığın çok yakında geleceğinin bir işaretidir. Böyle durumlarda çocuklara pilav, çorba, elma suyu gibi hafif yemekler verilebilir.

Çocuğunuz hasta olduğunda yemek yemeği önerebilirsiniz ancak zorlamamalısınız. Çocuğunuzun yemek yemeğe isteksizliği sindirim problemi kaynaklı da olabilir. Böyle durumlarda tam buğday ekmekler, elma, pırasa gibi  lifli gıdalar tercih edilmelidir. Domates, baharatlı yemekler ve turunçgillerden kaçınılmalıdır. Bu durum uzun sure devam ederse çocuk doktorunuza danışmalısınız.

     8. ÇOK FAZLA SÜT/MEYVE SUYU İÇMİŞ OLABİLİR

Yemek öğünleri arasında süt içmek tokluk hissi yaratabilir. Süt, protein kadar yağda içerir.  Protein ve yağ doygunluk hissi yaratır. 

Çocuklara günde 500 mL’den (2 su bardağı) fazla süt verilmemelidir. Süt içmek uyku rutininizin bir parçası ise 1 bardak süt yatmadan önce verilebilir, geri kalan bir bardak süt öğünlerde yarım bardak olarak verilebilir. 

Meyve suyu çok fazla kalori ve  şeker içerir.  İçeriğinde çok az besin değeri olan madde vardır. 250 mL meyve suyunda 6 çay kaşığı şeker olduğunu biliyor musunuz? Çocuğunuz meyve suyu içmek istediğinde günde 125 mL’den fazla verilmemelidir . Meyve suyu su ile sulandırılarak verilebilir. 

    9- ÇOK FAZLA ATIŞTIRMALIK YENMİŞ OLABİLİR

Çocuklar, yemek öğünlerinden önce atıştırmalıkları çok severler. Bu durumda yemek saatinde kendileri tok hissederler. Ara öğün zamanlarının belirlenmiş olması  çok önemlidir. Çocuklar canı istediği zaman atıştırmalıklara ulaşmamalıdır.

Yoğurt ve meyve ara öğünlerde ebeveynler tarafından çocuğa verilebilir. Çocuğunuz ile birlikte ara öğünleri hazırlayabilirsiniz. Bu durum hem ailenin birlikte yemek saatlerine katkı sağlar hem de çocuğun besin değeri yüksek gıdalar ile beslenmesine imkan sağlar.

    10-YORGUN OLABİLİR

Çocukların yemek yiyemeyecek kadar yorgun olması olağan bir durumdur.  Oyun oynanmış bir günün ardından  çocuğunuzun  kaşığı ağzına götürecek enerjisi kalmamış olabilir. Çocuklar yorgun olduklarında mızmız, hemen ağlayan, gözlerini ovuşturur bir durumda olabilirler.

Yemek yemeği istemiyor  ve hemen uyumak istiyor ise sabaha kadar yemek yiyemeyeceği  hatırlatılabilir ve karnını doğurması için teşvik edilebilir. Çocuğunuz akşam yemeklerinde her zaman yorgun oluyor ise öğlen uykusuna ihtiyacı var demektir. Uykusu var diye akşam yemeğini 18:30 veya daha geç saatlerde yemek, yemek zamanını her akşam kabusa dönüştürür. Akşam yemeklerinin 17:30 gibi olmasını tavsiye edebilirim.